Kimdir Wiki Biyografi Arşivine Hoşgeldiniz, 23 Nisan 2014
Beğen 6

Gökhan Taşkın Kimdir Kaç Yaşında ?

Gökhan Taşkın Kimdir Kaç Yaşında ?

Ben Burdan Atlarım yarışması çok yakında Show Tv ekranlarında yayında olacak. Bu ilginç yarışmada tamamı ünlü yarışmacılar, 3, 5, 7 ve 10 metrelik yüksekliklerden havuza atlayarak, jüriden puan almaya çalışacaklar. Yaklaşık bir aydır, tıpkı olimpiyatlara hazırlanan sporcular gibi çalışan ünlüler yer ve havuz idmanlarıyla”Ben Burdan Atlarım”a hazırlanıyorlar. Bu yarışmacılardan biri de flash tv ana haber spikeri Gökhan Taşkın. Spikerin Akşam gazetesi muhabiri Elif Taşkın’a verdiği röportajla kendisini tanımaya çalışalım..

 

- Sekiz yıldır ekranda Gökhan Taşkın, haber sunuyor daha doğrusu haber ‘anlatıyor’.
Tesadüfen çıktığı ekran onu bir daha bırakmayınca, o da haberciliğe dört elle sarılmış. Flash TV seyircisi Taşkın’a zaten aşina ama ana haber bültenini sunarken başını bağlayıp, ABD Başkanı Barack Obama’nın haberini okurken yüzünü siyaha boyayınca ülkede tanımayan kalmadı. Haber sunduğu kadar haber de olan bir anchorman Gökhan Taşkın. TNT’de yayınlanacak olan ‘Buzda Dans’ yarışmasına katılmak üzere idmanlarabaşlayan Taşkın ile ‘En az haber okumak kadar kaygan bir zemin’ dediği buz üstünde sohbet ettik…

 

- Nasıl haber spikeri oldunuz?
Tesadüflerle haberci oldum. Gazeteci bir babanın evladıyım ve 5 yaşından beri hayatım hep gazete koridorlarında geçti. Benim ikiz kardeşlerim var ve onlar doğduktan sonra evde bana pek yer kalmayınca babamla birlikte gazeteye gidip gelmeye başladım. Dolayısıyla çevremdeki herkes haberci olunca ben de haberci oluverdim. Çok küçük yaşlardan itibaren gazetede ufak tefek haberlere koştururken radyolar açıldı, radyoculuk serüvenim başladı. Bu arada ekonometri okumaya başladım ama bitirmedim. Çok uzun olmasa da radyoda haberleri yazmakla görevliydim. Bu esnada spiker aranıyordu, ben de haberleri hazırlayan adam olarak denedim ve oldu. Radyoda spikerlik yaparken o sıralarda televizyonlar kuruluyordu.

 

- Hangi kanalla başladınız?
Magic BOX’a seslendirme yaptım önce. Sonra Flash TV başladı 1993′te ve o gün bugündür televizyondayım. Ama spiker değil haberciyim, haberlerimi kendim yaparım. Hepsine neredeyse öz kardeşim diyebileceğim bir ekiple çalışıyorum, böylece çıkıyor haberler ve ben de bunu ekranda anlatıyorum…

- Neler yaşadınız 18 yılda?
1997′de silahlı saldırıya uğradık, devlet baskısına maruz kaldık. Bu beni Ankara’ya sürükledi, Ankara’da 9 yıl kadar daha resmi kuralları ve yaşam tarzı daha ciddiyet üzerine kurulu bir şehirde gazetecilik yaptım. Düşünsenize memleketin Başbakanı ile yan yana yayın yapıyordum. Hayal gibiydi 20-21 yaşındaki bir genç için. Siyasetin içinde geçen bu süreç popüler olmaya pek de müsaade etmedi. Böylece yıllar geçti işte…

 

- Farklılık hoşunuza gitti mi?
Benim farkım insanların televizyona bakış açılarını kavramamla ortaya çıktı. Televizyonda görüntü ön planda. Sözden daha çok görüntüyle bir şeyler anlatmak gerekiyordu. Zeki biriyim ve inanın yaptığım her farklılık bir zeka ürünü ve yaptıklarım amacına ulaştı. Dolayısıyla hoşuma gitti.

 

- Yarattığınız farklılıklar zaman içinde eleştiri de aldı, habere bu değişimi katmak planlı mıydı?
Eleştiriler çoğu zaman yapmak istediğim ve verdiğim mesaj anlaşılmadığı için sığ ve kısır kaldı. Başörtüsü bağladım, başörtüsü ve türban tartışmalarına artık yeter dediğim için. Burada insanlar ne dediğimi dinlemeden işi sulandıran yorumlar yaptılar. Bu tür eleştirileri de açıkçası hiç önemsemem. İnsan yaptığı işe ve kendine güvenmeli. Bu nedenle yaptığım her farklılıkla amaçladığım tepkiyi oluşturdum ben. Bu açıdan da gayet başarılı buluyorum kendimi.

 

- Sunduğunuz en ilginç haber neydi veya hangi haberi çok ilginç hale getirdiniz?
Aklıma gelen bir örnek ‘keçiye tecavüz haberi’. Muğla’da bir adam ahırda keçiye tecavüz etmeye kalkıştığı esnada suçüstü yakalanmış. Haber buydu. İsim belli, jandarma gözaltına almış adamı. Ben de ekrana bir keçi resmi koydum ama gözünü bantladım. Çünkü mağdur keçi burada. Ve haberi bu şekilde anlattım. Bir zamanlar eşeğe tecavüz eden adamlar ve eşek aynı karede gazeteye basılmıştı. Rahmi Turan gazetenin başındaymış ve Rahmi Ağabey de eşeğin gözüne bant atmış. Aynı mantık yani.

 

- Papa için Müslüman olsun çağrısı yapmıştınız, sonrasında Papa tarafından Vatikan’a davet edildiğiniz doğru mu?
Doğru ama gitmedim. Vatikan’a gitsem Papa da kesin beni Hıristiyanlığa çağırırdı. Ben bu oyuna düşer miyim?

 

HABER OLMAK GÜZEL
– En iyi spiker kim memlekette; Ali Kırca, Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar için ne düşünüyorsunuz?
Herkesin başka bir tarzı var. Ali Kırca da Mehmet Ali Birand ve Uğur Dündar da haber spikeri değiller. Yılların habercileri, bu mesleğin duayenleri. Biz yeni kuşak habercilerin onlardan öğreneceği çok şey var. Bu iş tecrübe ve güvenilir olma işi ve bu isimler işlerinde başarılılar ki, toplum kabul etmiş.

 

- Reha Muhtar yakıştırması nasıl yapıldı, siz kendinizi benzetiyor musunuz Reha Bey’e?
Valla hiç benzemiyorum. Ben yakışıklıyım kendime göre. Reha Muhtar’ın habercilikte yaptığı farklılıkla, benim farklılığım birbirine karıştırılıyor. O da bu farklılıklar yüzünden çok eleştirildi ama o farklılıkla milyonlarca insanı ekrana bağladı. Bu başarıdır. Başarılı olmak benim de amacım. Belki bu açıdan benziyor olabiliriz.

 

- Haber okuyan birinin haber olması ilginç, sizin başınıza geldi çok defa; nasılmış haber olmak?
Haber olmak, yaptığım işi güçlendirdiğinde daha geniş kitlelere yaydığında bu işten mutlu oluyorum. Mesajım yerine ulaştı diyorum. Güzel bir şey…

 

- Kendinizi seyrettiğiniz olur mu, sonradan izler misiniz?
Bende reyting aleti yok o yüzden izlemiyorum ama reyting aleti olsa kesin izlerdim.

 

- Reha Muhtar’ın yalısı var ben de villa almak isterim demiştiniz. Villanızı aldınız mı acaba?
Çok şükür. Villa olmasa da aldık işte bir şeyler.

 

- İlk ekran tecrübesi unutulur mu? Neler yaşamıştınız?
İlk ekrana çıkışım 1993 yılı… Televizyondayız ve haberleri sunacak arkadaş rahatsızlandı. Ben seslendirme işi yapıyordum. Bana dediler ki ‘Haydi ekrana’. Önce elim ayağım birbirine karıştı ama sonra soğukkanlı davranmayı becerdim. İlk ekrana çıkarken kıyafetim fenaydı. Fıstık yeşili bir ceket giymiştim! Giyindim makyaj yapıldı, aslında pek de makyaja gerek kalmadı çünkü neredeyse sakallarım daha tam çıkmamıştı. Neyse hazırlandım ve kameranın karşısına oturdum. O zaman haberler kağıttan okunuyor, prompter falan hak getire. İlk iki kelime kameraya bakılarak söylenecek sonra kağıttan devam edilecek. Ama ben o kadar heyecanlıyım ki ilk iki kelime derken kağıda bakıp devam edemem korkusuyla ben bütün haberi kameraya karşı söyleyiverdim. Tabii herkes şaşkın. İstenen bir şey bu, kameraya konuşmak. Ve ben heyecandan bunu çok da bilinçli olmadan becerdim. Sonra ekrandan bir daha inemedim..

 

- Hala prompter kullanmadığınızı söylemiştiniz, neden teknolojiyi reddediyorsunuz acaba? Çok mu cesursunuz?
Şimdi 1993′ten bu yana geçen 18 sene var. Dolayısıyla 10 bin saati bulan canlı yayın tecrübesinden bahsediyoruz. Ben haber okuyan biri değilim. Haberleri anlatan bir haberciyim. Kendi hazırladığım haberleri de kendi cümlelerimle anlatıyorum. Haberi okurken ne kadar rahat ve profesyonel olunursa olunsun mutlaka bir samimiyetsizlik ortaya çıkıyor. Çünkü okunuyor ama ben anlatıyorum. Teknolojiyi reddetmek de değil bu. Ben spiker değilim, haberi yaşayan ve anlatan bir haberciyim.

 

- Ne zaman sizi tanıdı insanlar, bunu çok önemsediniz mi?
1993′te televizyonlar bugünkü kadar çok değildi ve tanınmaya başladım yavaş yavaş. Fakat öyle bir duygu ki tanınmak insanı çok zorluyor. Önce ruhunuz okşanıyor ama sonra zorluğu başlıyor. Biraz rahat kaçıran bir durum. Bir de o zaman çok gencim, tanınmamın sorumluluğunu taşımak daha güçtü. Bir de şunu eklemeliyim, tanınmanın keyfini sürmeye çok vakit olmadı, çünkü haberlerin içinde geçti hep vaktim. Haber merkezi ve ev arasında.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz